gitmek isteyip gidememek
kaybolup ölememek
yaşamak nefes almaktan daha fazlası
farkındalığın doruklarında kaybolup
bulutların üstüne geçmek isterim
bulutların arasında ki batan güneşe gülümsemek isterim
yaşlanmış ruhumu üstelemek isterim dalgalara
ve dalgalar kim ki sorgular beni
ben sorgularım onları rüzgarımla
karayı gördüğüm vakitler gözlerimden yaşlar boşanır
ağlar dururum sabahlarca ve akşamlarca
günlerin değeri yılların değerine eşit kalbimde
söndüremediğim aşkım gibi yanar durur karanlıkta
deneyimlemek gerek acıyı
ama hiç bir zaman aynı insan olamaz insan
milyonluk milyarlık insan dilimleri
pastalar ve doğum günleri
hepsi bugünün gün batımından önceydi
21 Kasım 2015 Cumartesi
16 Kasım 2015 Pazartesi
telephone call from istanbul
youtube.co/watch?v=6g8eRnks9bM
siyah beyazın üstüne çöken hüzün gibi bir şey.
paramparça olan cam.
çocuğun gözlerindeki parıltı.
dünyanın kenarı.
düşmemek için tutunmaman gerek.
bağlandığın her şey bir gün,
senle beraber beyaz tahtalı iskeleden aşağı atılacak.
siyah beyazın üstüne çöken hüzün gibi bir şey.
paramparça olan cam.
çocuğun gözlerindeki parıltı.
dünyanın kenarı.
düşmemek için tutunmaman gerek.
bağlandığın her şey bir gün,
senle beraber beyaz tahtalı iskeleden aşağı atılacak.
8 Kasım 2015 Pazar
şehrin pusulası
siyah kedinin gökdelenin üstünde duruşu
iki bina var
güneş yeni doğuyor koyu mavi bir gökyüzü iki dakika sonra hafiften sararacak
bir kaç elektrik teli bir iki telefon teli
birbirine karışmışlar bir kadının saçları gibi
titreyip ceketimin yakasını kaldırıyorum
karşıda bembeyaz saçları ve bembeyaz kıyafetiyle yürüyen yaşlı bir bayan
elinde yine beyaz şemsiyesi var
güneş doğarken gece gibi soğuk hissettiriyor bakışları
iki dakika öncesine gitmek için her şeyimi verebilirim
iki bina var
güneş yeni doğuyor koyu mavi bir gökyüzü iki dakika sonra hafiften sararacak
bir kaç elektrik teli bir iki telefon teli
birbirine karışmışlar bir kadının saçları gibi
titreyip ceketimin yakasını kaldırıyorum
karşıda bembeyaz saçları ve bembeyaz kıyafetiyle yürüyen yaşlı bir bayan
elinde yine beyaz şemsiyesi var
güneş doğarken gece gibi soğuk hissettiriyor bakışları
iki dakika öncesine gitmek için her şeyimi verebilirim
meht
kuma gömüp taşladım umutlarımı
çölde gözledim bedevileri
ruhumu sattım ticarete
kalbimi sattım bir kadına bir bakış uğruna
bıkmaktan bıkar olmuşken bıraktım
hepsini eğlenmek için yaptım
ama şimdi ne yapacağım konusunda en ufak bir fikrim yok
belki de var
çölde gözledim bedevileri
ruhumu sattım ticarete
kalbimi sattım bir kadına bir bakış uğruna
bıkmaktan bıkar olmuşken bıraktım
hepsini eğlenmek için yaptım
ama şimdi ne yapacağım konusunda en ufak bir fikrim yok
belki de var
7 Kasım 2015 Cumartesi
5 Kasım 2015 Perşembe
bilindik şeyler üzerine
herşey bilindik abi sadece başka perspektifler var. hepmiz yaşamadık mı az çok. hepimiz görmedik mi az çok hayatı.(burda çok pis sadri alışıktan çalıntı yapmışlığım var ama elde değil adam çok güzel söylemiş bi kere)
turuncu japon balığı
göllere göz diktim mavi mavi
buğdaylara dokundum ellerimde rüzgar
yere göğe sığdıramadım seni
kalbime gömdüm rahat et diye
böylesi daha iyicilik oynamıyoruz burada
çıkmanın zamanı gelmedi mi o derin gökyüzü mavisinden
bakışların rüzgar etkisi yaratır olmuş bende
sen birde üstüne üstlük tam içine bakıyorsun gözlerimin
paramparça ediyorsun beni ama bu beni mutlu ediyor
sanırım bende biraz mazoşistlik var seviyorum acıları
seviyorum gözlerini
anlamsız hayatıma anlam katma şeklini seviyorum
sana yazdığım sözleri seviyorum
belki seni sevmiyorum
bende bıraktığın etkiye aşığımdır belki
büyük ihtimalle de öyle
buğdaylara dokundum ellerimde rüzgar
yere göğe sığdıramadım seni
kalbime gömdüm rahat et diye
böylesi daha iyicilik oynamıyoruz burada
çıkmanın zamanı gelmedi mi o derin gökyüzü mavisinden
bakışların rüzgar etkisi yaratır olmuş bende
sen birde üstüne üstlük tam içine bakıyorsun gözlerimin
paramparça ediyorsun beni ama bu beni mutlu ediyor
sanırım bende biraz mazoşistlik var seviyorum acıları
seviyorum gözlerini
anlamsız hayatıma anlam katma şeklini seviyorum
sana yazdığım sözleri seviyorum
belki seni sevmiyorum
bende bıraktığın etkiye aşığımdır belki
büyük ihtimalle de öyle
4 Kasım 2015 Çarşamba
the internet
ey interneti beynine download eden şahıs bin yıl sonra bu yazdıklarımı okuyacak mısın ki? düşünecek misin ki? düşünmeyi bırakıp herşeyi hazır paketler halde alır hale mi geldi yoksa beynin?
düşünce üretmeye bu kadar mı uzak kaldı beynin?
düşünce üretmeye bu kadar mı uzak kaldı beynin?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)