düne bulandım.
elim yüzüm kan içinde.
öldürüldüm.
gömüldüm.
en kötüsüde;
unutuldum.
anlatacak şeylerim vardı.
umutla sarıldığım yarınlarım vardı.
kovuldum işten.
tanrı tarafından.
insan karanlıkta doğar
bir çukurda yaşar
bir sigara yakar
yükselir dumanı bulutlara
sonra bir iç çeker
sonra da bir türkü düzer
yankılanır sesi çukurda
bu türküyü duyan her insan
bir sigara yakar
yükselir dumanı bulutlara
kimseye zararı dokunmamış insanlar
sadece kendilerini incitmişler
o da başkalarını incitmemek için
kendi hallerinde yaşamışlar hep
kendi hayallerinde, kendi dünyalarında
bir gün bulmuşlar birbirlerini
paylaşmışlar birbirlerini
birbirlerinin hayallerini
birbirlerinin dünyalarını
bir ev inşa etmişler rengarenk
soğuk anlamsız renksiz bu dünyada
yaşamaya çalışmışlar
tutunmaya çalışmışlar
renk katmaya çalışmışlar
ama bu dünya için fazla onlar
balonlar alıp götürmüş evi
tüm renkleriyle beraber
tüm o hisler yok mu,
tarif etmeye bile kalkışmadığım.
yok mu o kokular, o mıtıltılar, o ışıklar...
insanda serinlik hissi uyandıran, esintiyi hissettiren.
deniz üzerinden esip saçlarımı savuran, bana farklı dünyaların hayellerini taşıyan.
yirmi birinci yüzyıl insanın hafifleşen yaşamını huzurunu rahatlığını fısıldayan.
seviyorum bu çağın hatıralarını.
ciğerlerim yanıyor
bacaklarım sızlıyor
kendimi düşecek gibi hissediyorum
düşmemek için her şeyimi feda ediyorum
vücudumdaki her minik enerji kırıntısını
yaklaş genç adam
uzat elini
izin ver seni kandırmama
görüyorum
görmeyi istediğin şeyleri
hissediyorum
olmak istediğin kişiyi
biliyorum
bilmediğimi sandığın şeyleri
şimdi sökül parayı
geleceğe dair umutlar bedava değil
dalga geçer gibi
mavi gözlerine karlar yağmış gibi
umursamazlığıyla küçümser seni
uçurum koyar insanlarla arasına
kibar davranışlarıyla alay eder gibi
bakar gözlerinin içine her şeyi anlıyor gibi
roldür hepsi
kandırır seni
dolandırır
alaşağı eder
ve sen inanmak istediğin şeye inanırsın
gördüklerine değil
ucuz dünya!
ne güne durur,
dere gibi akan kanlar?
gidin,
giderin susuzluğunuzu.
ne güne durur bunca ağaç ve toprak?
yakın hadi.
çalın toprağı,
geçin ırzına.
sağ elimde sönmeyen sigara,
diğer elimde boş bir şişe,
balkondayım.
karşı balkondan kızıl güzel bağırıyor;
içme o kadar!
diyorum ki;
seni seviyorum,
ama evlenmeyelim!
gülüyor.
ben de atıyorum kendimi aşağı.
uçurtma gibi uçarım sanıyorum,
ama uçamıyorum.
ipim yok bir kere.