31 Aralık 2015 Perşembe
27 Aralık 2015 Pazar
kopartılan
gümüş aslan vazgeçti kafesinden çıkmaktan
mutluydu çaresizliğiyle
vazgeçmek bile bazen durduramıyor ilerleyişleri
vazgeçişlerin yerini başarılar alır
sonra gülümser kafesinden dünyaya
çünkü o kafes dünyanın ta kendisidir
dışarı çıkamadığı için bütün dünyayı almıştır kafesin içine
kafesinde mutludur gümüş aslan
26 Aralık 2015 Cumartesi
50.yıl dönümü
bir şeyler yaşayıp birşeyler görmen gerek. bırakıp akmalısın denizin gelgitlerinde. boğulup dirilmelisin akıntılarda, yolculuk aya dostum. en yakın yunus balığıyla olan akrabalığım bile sana olan aşkımdan fazladır.antep fıstıklarının alimünyumla kaplanıp paketlenirken yaşadıkları korkuların soğukluğunu bilirim ben. lafı uzatıp uzatıp sonunda midesi bulanıp kusmayı da bilirim ben.benim bilmediğim şeylerin şeyliğini de bilirim ben ve hiç bir his yok ki bana yabancı olan, kaybolup gidiyim sokaklarında.
22 Aralık 2015 Salı
insanlar iğrenç yaratıklar
insan, üst insan ve hayvan arasında ki bir köprüdür diyor nietzche ağabeyimiz doğru da diyor.
bu insanlar ne iğrenç yaratıklar arkadaş. hayvan desen değil hayvandan üstün bir yaratık desen değil.
sıkışıp kalmışız evrim denen bokluğun arasında. bi tamamlayıp uçamıyoruz yıldızlardan yıldızlara ( star wars gündemde bu aralar gönderme yapmasam olmaz birader ) . yazıma saygı çerçevesinde devam ediyorum; cahillik bu bombok toplumumuzun en büyük ayıbıdır çünkü bizim gerizekalı toplumumuz kitap okuması öğrenmesi bilinçlenmesi gerektiği halde; bu dediklerimi hem yapmıyor amına koduklarım hem de küçük çocukların bilinç altına böyle boktan boktan cahil gerizekalı saçma sapan fikirler sokuyorlar çağdaşlaşmak üzerine. sonra sövme de ne yap; kadına yaşlıya çocuğa ve en önemlisi de kendimize saygı duymalıyız AMA şu amına koduğumunun toplumunda yok bu! din denen olgumuz da ne boka yarıyor hiç anlıyor değilim ulan toplumu güzelleştirip ilerleticeğine daha beter yobaz, hıyar bir kitle oluşturuyor din olgusu camilerde eli sikinde herifler ağzında bin bir türlü pislik düşünce kırıntısı saçan bom bok insanlar hepsi bu boktan toplumun artıkları gibiler. toplum bunları SIÇIYOR ( üretmek değil direk sıçmak yani ) sonra sövme günah kardeşim. kardeş olguna da sokayım senin ya. kardeşim dediği adamlara neler yapıyorlar şu boktan ülkemizde yemin ediyorum tam bir rezalet şu dünya denen boktan tiyatro!
bu insanlar ne iğrenç yaratıklar arkadaş. hayvan desen değil hayvandan üstün bir yaratık desen değil.
sıkışıp kalmışız evrim denen bokluğun arasında. bi tamamlayıp uçamıyoruz yıldızlardan yıldızlara ( star wars gündemde bu aralar gönderme yapmasam olmaz birader ) . yazıma saygı çerçevesinde devam ediyorum; cahillik bu bombok toplumumuzun en büyük ayıbıdır çünkü bizim gerizekalı toplumumuz kitap okuması öğrenmesi bilinçlenmesi gerektiği halde; bu dediklerimi hem yapmıyor amına koduklarım hem de küçük çocukların bilinç altına böyle boktan boktan cahil gerizekalı saçma sapan fikirler sokuyorlar çağdaşlaşmak üzerine. sonra sövme de ne yap; kadına yaşlıya çocuğa ve en önemlisi de kendimize saygı duymalıyız AMA şu amına koduğumunun toplumunda yok bu! din denen olgumuz da ne boka yarıyor hiç anlıyor değilim ulan toplumu güzelleştirip ilerleticeğine daha beter yobaz, hıyar bir kitle oluşturuyor din olgusu camilerde eli sikinde herifler ağzında bin bir türlü pislik düşünce kırıntısı saçan bom bok insanlar hepsi bu boktan toplumun artıkları gibiler. toplum bunları SIÇIYOR ( üretmek değil direk sıçmak yani ) sonra sövme günah kardeşim. kardeş olguna da sokayım senin ya. kardeşim dediği adamlara neler yapıyorlar şu boktan ülkemizde yemin ediyorum tam bir rezalet şu dünya denen boktan tiyatro!
11 Aralık 2015 Cuma
sıkılıyorum
tanrı küllerini dökerken gökyüzünden denize
ben gülümsedim küçük tepemden
karşımdaki insanların hamurunu daha yoğurmamıştı hayat
farkındalıkta boğulurken iğrendim yuttuğum gerçeklerle
yalnızlık lazım
ben gülümsedim küçük tepemden
karşımdaki insanların hamurunu daha yoğurmamıştı hayat
farkındalıkta boğulurken iğrendim yuttuğum gerçeklerle
yalnızlık lazım
9 Aralık 2015 Çarşamba
the cow
sonra bakarken arkanda bıraktığın dramlara
bir inek kadar üretkensindir artık
herkes sağmak ister seni
sen asmak isterken kendini
bir inek kadar üretkensindir artık
herkes sağmak ister seni
sen asmak isterken kendini
7 Aralık 2015 Pazartesi
kaynaşmış hisler gibimsi
vesairelerin arkasına saklanan çekingen adamın duruşu
ve kalbimin atışını fark etmenin bende yarattığı etki
aşık olmak nefret etmek ve vesaire
bu noktaların hepsinde bir farklı attı kalbim
ve ben hepsini fark ettim
sonra gülümseyip yürümekten başka çarem kalmadı yalanlarıma
kahkahalar attım yankılanan boş koridorlara
kimseler duymadı
mutluluğumu da mutsuzluğumu da yalnız başıma yaşadım
kimseye ihtiyacım olmadığını sandım
sanmakla da doğru yaptım galiba
emin olmamak en iyisi
en iyisi de hiçbirisi
bazen soğuk ve karanlıktır
bazende sıcak ve ışıltılı
ışığı henüz ulaşmayan yıldızlardanım ben
çoktan ölmüşüm
ağıtlar için daha zaman var
ve kalbimin atışını fark etmenin bende yarattığı etki
aşık olmak nefret etmek ve vesaire
bu noktaların hepsinde bir farklı attı kalbim
ve ben hepsini fark ettim
sonra gülümseyip yürümekten başka çarem kalmadı yalanlarıma
kahkahalar attım yankılanan boş koridorlara
kimseler duymadı
mutluluğumu da mutsuzluğumu da yalnız başıma yaşadım
kimseye ihtiyacım olmadığını sandım
sanmakla da doğru yaptım galiba
emin olmamak en iyisi
en iyisi de hiçbirisi
bazen soğuk ve karanlıktır
bazende sıcak ve ışıltılı
ışığı henüz ulaşmayan yıldızlardanım ben
çoktan ölmüşüm
ağıtlar için daha zaman var
4 Aralık 2015 Cuma
büyüyerek geliyorum
büyüyerek geliyorum yanınıza
okyanustaki dalgalar gibi
öyle sert ve şiddetli vuracağım ki duvarlarınıza
paramparça olan taşların arasında benliğinizi bulacaksınız
fikirlerinizi ve düşüncelerinizi yakacağım
gülmekten parçalanacak dudaklarınız
bundan bile zevk alacaksınız
benim mazoşistlerim olacaksınız
kölelerim olacaksınız benliğimde
yok olurken doğacaksınız
o zaman fark edeceksiniz size yaptığım fedakarlıkları
emin olun ki kolay bir yol değil benim ki
ama seçtiğinize pişman olmayacaksınız
okyanustaki dalgalar gibi
öyle sert ve şiddetli vuracağım ki duvarlarınıza
paramparça olan taşların arasında benliğinizi bulacaksınız
fikirlerinizi ve düşüncelerinizi yakacağım
gülmekten parçalanacak dudaklarınız
bundan bile zevk alacaksınız
benim mazoşistlerim olacaksınız
kölelerim olacaksınız benliğimde
yok olurken doğacaksınız
o zaman fark edeceksiniz size yaptığım fedakarlıkları
emin olun ki kolay bir yol değil benim ki
ama seçtiğinize pişman olmayacaksınız
3 Aralık 2015 Perşembe
paramparça olan hislere ithafen
bakışların donuklaştığı
kalbin soğuklaştığı
düşüncelerin olmadığı alanlara iniş yaptım
ve keşfettim hiçbirşeyi
hiçbirşeyin büyüsünde kaybolup
yitirdim kişiliğimi
dönerken bakmadım geri
kendimi bırakıp gittim karanlıkta
ve aşkın kırmızılığı sıcaklığıyla yakarken
gözyaşları dökmek gelir içimden
mutlu olmak için anlatılan hikayelerin sahteliği
varsayımlamalar ve betimlemelerin büyüsünü kaybettiğine şahit oldum
örneklemeler soğuttu beni gerçekten
kapılıp gittim peşlerinden
sonu olmayan bir yol seçtim
sonsuza kadar tadını çıkarmak için yolun
kalbin soğuklaştığı
düşüncelerin olmadığı alanlara iniş yaptım
ve keşfettim hiçbirşeyi
hiçbirşeyin büyüsünde kaybolup
yitirdim kişiliğimi
dönerken bakmadım geri
kendimi bırakıp gittim karanlıkta
ve aşkın kırmızılığı sıcaklığıyla yakarken
gözyaşları dökmek gelir içimden
mutlu olmak için anlatılan hikayelerin sahteliği
varsayımlamalar ve betimlemelerin büyüsünü kaybettiğine şahit oldum
örneklemeler soğuttu beni gerçekten
kapılıp gittim peşlerinden
sonu olmayan bir yol seçtim
sonsuza kadar tadını çıkarmak için yolun
21 Kasım 2015 Cumartesi
waste
gitmek isteyip gidememek
kaybolup ölememek
yaşamak nefes almaktan daha fazlası
farkındalığın doruklarında kaybolup
bulutların üstüne geçmek isterim
bulutların arasında ki batan güneşe gülümsemek isterim
yaşlanmış ruhumu üstelemek isterim dalgalara
ve dalgalar kim ki sorgular beni
ben sorgularım onları rüzgarımla
karayı gördüğüm vakitler gözlerimden yaşlar boşanır
ağlar dururum sabahlarca ve akşamlarca
günlerin değeri yılların değerine eşit kalbimde
söndüremediğim aşkım gibi yanar durur karanlıkta
deneyimlemek gerek acıyı
ama hiç bir zaman aynı insan olamaz insan
milyonluk milyarlık insan dilimleri
pastalar ve doğum günleri
hepsi bugünün gün batımından önceydi
kaybolup ölememek
yaşamak nefes almaktan daha fazlası
farkındalığın doruklarında kaybolup
bulutların üstüne geçmek isterim
bulutların arasında ki batan güneşe gülümsemek isterim
yaşlanmış ruhumu üstelemek isterim dalgalara
ve dalgalar kim ki sorgular beni
ben sorgularım onları rüzgarımla
karayı gördüğüm vakitler gözlerimden yaşlar boşanır
ağlar dururum sabahlarca ve akşamlarca
günlerin değeri yılların değerine eşit kalbimde
söndüremediğim aşkım gibi yanar durur karanlıkta
deneyimlemek gerek acıyı
ama hiç bir zaman aynı insan olamaz insan
milyonluk milyarlık insan dilimleri
pastalar ve doğum günleri
hepsi bugünün gün batımından önceydi
16 Kasım 2015 Pazartesi
telephone call from istanbul
youtube.co/watch?v=6g8eRnks9bM
siyah beyazın üstüne çöken hüzün gibi bir şey.
paramparça olan cam.
çocuğun gözlerindeki parıltı.
dünyanın kenarı.
düşmemek için tutunmaman gerek.
bağlandığın her şey bir gün,
senle beraber beyaz tahtalı iskeleden aşağı atılacak.
siyah beyazın üstüne çöken hüzün gibi bir şey.
paramparça olan cam.
çocuğun gözlerindeki parıltı.
dünyanın kenarı.
düşmemek için tutunmaman gerek.
bağlandığın her şey bir gün,
senle beraber beyaz tahtalı iskeleden aşağı atılacak.
8 Kasım 2015 Pazar
şehrin pusulası
siyah kedinin gökdelenin üstünde duruşu
iki bina var
güneş yeni doğuyor koyu mavi bir gökyüzü iki dakika sonra hafiften sararacak
bir kaç elektrik teli bir iki telefon teli
birbirine karışmışlar bir kadının saçları gibi
titreyip ceketimin yakasını kaldırıyorum
karşıda bembeyaz saçları ve bembeyaz kıyafetiyle yürüyen yaşlı bir bayan
elinde yine beyaz şemsiyesi var
güneş doğarken gece gibi soğuk hissettiriyor bakışları
iki dakika öncesine gitmek için her şeyimi verebilirim
iki bina var
güneş yeni doğuyor koyu mavi bir gökyüzü iki dakika sonra hafiften sararacak
bir kaç elektrik teli bir iki telefon teli
birbirine karışmışlar bir kadının saçları gibi
titreyip ceketimin yakasını kaldırıyorum
karşıda bembeyaz saçları ve bembeyaz kıyafetiyle yürüyen yaşlı bir bayan
elinde yine beyaz şemsiyesi var
güneş doğarken gece gibi soğuk hissettiriyor bakışları
iki dakika öncesine gitmek için her şeyimi verebilirim
meht
kuma gömüp taşladım umutlarımı
çölde gözledim bedevileri
ruhumu sattım ticarete
kalbimi sattım bir kadına bir bakış uğruna
bıkmaktan bıkar olmuşken bıraktım
hepsini eğlenmek için yaptım
ama şimdi ne yapacağım konusunda en ufak bir fikrim yok
belki de var
çölde gözledim bedevileri
ruhumu sattım ticarete
kalbimi sattım bir kadına bir bakış uğruna
bıkmaktan bıkar olmuşken bıraktım
hepsini eğlenmek için yaptım
ama şimdi ne yapacağım konusunda en ufak bir fikrim yok
belki de var
7 Kasım 2015 Cumartesi
5 Kasım 2015 Perşembe
bilindik şeyler üzerine
herşey bilindik abi sadece başka perspektifler var. hepmiz yaşamadık mı az çok. hepimiz görmedik mi az çok hayatı.(burda çok pis sadri alışıktan çalıntı yapmışlığım var ama elde değil adam çok güzel söylemiş bi kere)
turuncu japon balığı
göllere göz diktim mavi mavi
buğdaylara dokundum ellerimde rüzgar
yere göğe sığdıramadım seni
kalbime gömdüm rahat et diye
böylesi daha iyicilik oynamıyoruz burada
çıkmanın zamanı gelmedi mi o derin gökyüzü mavisinden
bakışların rüzgar etkisi yaratır olmuş bende
sen birde üstüne üstlük tam içine bakıyorsun gözlerimin
paramparça ediyorsun beni ama bu beni mutlu ediyor
sanırım bende biraz mazoşistlik var seviyorum acıları
seviyorum gözlerini
anlamsız hayatıma anlam katma şeklini seviyorum
sana yazdığım sözleri seviyorum
belki seni sevmiyorum
bende bıraktığın etkiye aşığımdır belki
büyük ihtimalle de öyle
buğdaylara dokundum ellerimde rüzgar
yere göğe sığdıramadım seni
kalbime gömdüm rahat et diye
böylesi daha iyicilik oynamıyoruz burada
çıkmanın zamanı gelmedi mi o derin gökyüzü mavisinden
bakışların rüzgar etkisi yaratır olmuş bende
sen birde üstüne üstlük tam içine bakıyorsun gözlerimin
paramparça ediyorsun beni ama bu beni mutlu ediyor
sanırım bende biraz mazoşistlik var seviyorum acıları
seviyorum gözlerini
anlamsız hayatıma anlam katma şeklini seviyorum
sana yazdığım sözleri seviyorum
belki seni sevmiyorum
bende bıraktığın etkiye aşığımdır belki
büyük ihtimalle de öyle
4 Kasım 2015 Çarşamba
the internet
ey interneti beynine download eden şahıs bin yıl sonra bu yazdıklarımı okuyacak mısın ki? düşünecek misin ki? düşünmeyi bırakıp herşeyi hazır paketler halde alır hale mi geldi yoksa beynin?
düşünce üretmeye bu kadar mı uzak kaldı beynin?
düşünce üretmeye bu kadar mı uzak kaldı beynin?
27 Ekim 2015 Salı
nereye gidiyoz abi?
dünya çok farklı yerlere kaymaya başladı gibime geliyor.müzik açmam gerektiğini fark ettim kuru kuru yazılmıyor..ve the smiths aramıza katılıyor..dediğim gibi çeşitlilik çok arttı insanların nüfüsü çok arttı. ruh hastalarıyla ermişler yan yana yürür oldu. bilgeler deli hastanelerine kapatılır oldu.
düşünceden korkar olmuş bir kesim de var onlar en kötüsü. yeni şeyler var teknloloji denen shit.
kırmak istiyorum parmaklarımı. gülümsemek istiyorum. bıkmamak elde değil. beni ayakta tutan şey tutku sanırım yada tatmin olma duygusu. yeni şeyler bana yeni şeyler lazım her şey gitgide eskiyor.
yıllardır içine girilmeyen bir oda gibiyim. düşüncelerimi birine açmam gerek beni gerçekten dinleyen birine dinliyormuş gibi yapan birine değil. insanlar duymak istediklerini duyuyor beni duymuyor.tanrıyı oynamam lazım bir süre.tutku nedir? tutku istek ve elde etmeyle ilgili sanırım istediğini elde edebilme sonucu tutku olur. kendini tatmin etmekse HERŞEYdir. yaşamın sebebi kendini tatmin etmek üzerine kurulu düşünce irade ise yan ürünler. şuan bunları düşünüyorum ama bu düşünceler sonbaharın ilk düşen yaprakları düşüp kuruyacak ve yok olacaklar sonra yeni yapraklar yeşerecek onlarda düşecek ta ki ağaç ... sonu ölümle getirmekten nefret ediyorum korktuğum için değil daha farklı bir son hayal ediyorum.dediğim gibi bıkmamak elde değil. bir insanı ayakta tutan şey sanırım hayal gücü. geldiğimiz noktadan memnunum sanırım. bunları yazabilmek beni mutlu ediyor. dünya farklı yerlere kaysa da kaydığı yerde mutlu olmayı ve kendi yolunu yine bulmayı başarıyor sanırım.
ve yine sanırım ki gülümsemek çok önemli. bir kaç kas hareketinin beynime salgıladığı hormonlara bağımlıyım. benim uyuşturucum gülümsemek.
5 Ekim 2015 Pazartesi
death
aşkla başlayıp, aşkla biten cümlelerim
sonunu getiremediğim sözlerim
hepsi yakar kalbimi
sanki gerçek değil gibi
uyandığında ya unutursun, ya unutamazsın
pişmanlık duyduğum çok şey var
ama geçmişle yaşanmıyor
bırakıp ta gidilmiyor
ritmini tutturamadığım tüm şarkılar
boğazıma düğümleniyor
gerçek olan tek şey ölümse
gerçeği yaşamaya gidiyorum
sonunu getiremediğim sözlerim
hepsi yakar kalbimi
sanki gerçek değil gibi
uyandığında ya unutursun, ya unutamazsın
pişmanlık duyduğum çok şey var
ama geçmişle yaşanmıyor
bırakıp ta gidilmiyor
ritmini tutturamadığım tüm şarkılar
boğazıma düğümleniyor
gerçek olan tek şey ölümse
gerçeği yaşamaya gidiyorum
velhasıl
ölmeden yaşamak isterim. ölmeden yaşamak. doğarken ölmek, yaşarken ölmek gözlerini kaparken ölmek her zaman ölüyoruz sadece farkında değiliz öldüğümüzün. her gün yeni bir ruhla doğuyoruz. ruhtan kastım yok, ruh diye bir şeyde yok.
2 Ekim 2015 Cuma
29 Eylül 2015 Salı
27 Eylül 2015 Pazar
26 Eylül 2015 Cumartesi
11 Eylül 2015 Cuma
26 Ağustos 2015 Çarşamba
25 Ağustos 2015 Salı
ready
adaçayım yanımda müzik arkaplan da eşlik ediyor. bu götü kalkık entel dantel yazarlar gibi yazmaya başlayabilirim demek. ben sokakta büyüdüm sonradan keşfettim bazı şeyleri zekayı aklı insanı sonradan fark ettim. global bir toplum oluşuyor dünya çapında ki bu iyi bir şey. internet, insanlar, ingilizce vb vb kitaplar, sanat insanları birleştiren kültürleri harmanlayan bir düzen içindeyiz ki bu da çok güzel. dünya global bir topluluk haline gelirse kültürler yok olur mu? insanlar değişir mi? diye de kendime sormadan edemiyorum. insanların bu kadar farklı olmasının sebepleri kendi farklı kültürleri.
dadddy ne diyodum lan. he abi global kültüre geçersek tek tip insanların oluşmasından korkuyorum her insan birbirine benziyicek lan çok korkunç! şu an bile bunu yaşıyoruz gibime geliyor. globalleşen internet insanları görüyorum hepsi tek tip gibi geliyor bana. kimse özel değil lan. ben bile. insan kendini özel görmek istiyor bu karmaşa içinde. insanı büyük kılan nedir düşünceleri mi? diğer insanlar mı? abi artist olmamız lazım cidden hepimiz artist olmalıyız hepimizin amacı bu. hepimiz de toplum tarafından kabul edilme şeysi var lan galiba. her ne boksa çay içiyom gg.yudumlayıp geldim abi şimdi entel konuşmama devam edebilirim. ne kadar çok anlam yükledik şu küçük soluk mavi noktaya. insan büyük olabilir mi? bir heriften alıntı yaptım burda aslında (Carl Sagan). neyse bilim adamı gibi düşünmeye başladım bu aralar maymunuz ateizm hell yeah tarzı ama hiç bi boku siklemez hale geldim sonunda, kendimi bile. bazı basit prensiplerim, düzenim var bundan başka pek bir şeyim yok böylesi daha iyi belki, belki de değil her neyse konu ben değil dünya! dünya nereye gidiyor abi 100 yıl sonra boku yedik gibime geliyo balıklar ölüyor dünya nüfusu katlana katlana artıyor 7 milyar insan nedir amk. ilerde illuminati tarzı piçler savaş çıkarıp dünya nüfüsunu yarıya indircek yada böyle virüs gibi bir bok çıkıcak dünyanın yarısı pert elit tipler yaşar biz sıçarız ama elitin kim olup olmadığını belirleyen şey ne abi? elit nedir amk? her ne sikse. kısaca dünya iyiye gitmiyor abicim doğayı katlediyoruz dengeyi bozuyoruz şu küçük şempazelerin geldiği duruma bak küçük mavi noktamızı tehdit edicek kadar ilerlemişiz. yıldızlara bakmayı unuttuk bence abi insanlar aşağı bakmaktan yukarıyı geleceği göremez olmuş. evrilmeliyiz düşünce bakımından gerçekten elitleşmeli kolonileşmeli mükemmelleşmeliyiz insan olarak ancak böyle kurtulabiliriz. bilinçlenmek çok önemli eğitim çok önemli ama bu düzende gidersek çoook zoor abicim. suck the tities.
dadddy ne diyodum lan. he abi global kültüre geçersek tek tip insanların oluşmasından korkuyorum her insan birbirine benziyicek lan çok korkunç! şu an bile bunu yaşıyoruz gibime geliyor. globalleşen internet insanları görüyorum hepsi tek tip gibi geliyor bana. kimse özel değil lan. ben bile. insan kendini özel görmek istiyor bu karmaşa içinde. insanı büyük kılan nedir düşünceleri mi? diğer insanlar mı? abi artist olmamız lazım cidden hepimiz artist olmalıyız hepimizin amacı bu. hepimiz de toplum tarafından kabul edilme şeysi var lan galiba. her ne boksa çay içiyom gg.yudumlayıp geldim abi şimdi entel konuşmama devam edebilirim. ne kadar çok anlam yükledik şu küçük soluk mavi noktaya. insan büyük olabilir mi? bir heriften alıntı yaptım burda aslında (Carl Sagan). neyse bilim adamı gibi düşünmeye başladım bu aralar maymunuz ateizm hell yeah tarzı ama hiç bi boku siklemez hale geldim sonunda, kendimi bile. bazı basit prensiplerim, düzenim var bundan başka pek bir şeyim yok böylesi daha iyi belki, belki de değil her neyse konu ben değil dünya! dünya nereye gidiyor abi 100 yıl sonra boku yedik gibime geliyo balıklar ölüyor dünya nüfusu katlana katlana artıyor 7 milyar insan nedir amk. ilerde illuminati tarzı piçler savaş çıkarıp dünya nüfüsunu yarıya indircek yada böyle virüs gibi bir bok çıkıcak dünyanın yarısı pert elit tipler yaşar biz sıçarız ama elitin kim olup olmadığını belirleyen şey ne abi? elit nedir amk? her ne sikse. kısaca dünya iyiye gitmiyor abicim doğayı katlediyoruz dengeyi bozuyoruz şu küçük şempazelerin geldiği duruma bak küçük mavi noktamızı tehdit edicek kadar ilerlemişiz. yıldızlara bakmayı unuttuk bence abi insanlar aşağı bakmaktan yukarıyı geleceği göremez olmuş. evrilmeliyiz düşünce bakımından gerçekten elitleşmeli kolonileşmeli mükemmelleşmeliyiz insan olarak ancak böyle kurtulabiliriz. bilinçlenmek çok önemli eğitim çok önemli ama bu düzende gidersek çoook zoor abicim. suck the tities.
10 Ağustos 2015 Pazartesi
yarınlar umuttur
tokyoda sarhoş olmak istiyorum, parlak ışıkların altında. derin duygular yeşertmek istiyorum kalbimin derinliklerinde, yüklüyorum yine yarınlara.
6 Ağustos 2015 Perşembe
3 Ağustos 2015 Pazartesi
12 Temmuz 2015 Pazar
okey
gerçekleştim ve yalanlardan sıyrıldım. artık özgürüm dostlar özgürüm. itiraflar herşeydir. birşeyler itiraf edin. bişeylerden bahsedin kendinizi hiçlikte kaybedin. ve ardından karanlığın içindeki gerçek sizi keşfedin.
güldüm
güldüm. insanlar yaşadı kalbimde. insanlar öldü beynimde. hepsini gömdüm derinlere.
ve ben hiçkimseyim tıpkı senin gibi. ve ben hiçkimseyim diğerleri gibi. ve bugün ben yine ben olamadım.
yine roller oynadım. yine başkaları olmaya çalıştım. bunlar yalaaan ve ben gerçeğim çünkü ben hiçkimseyim.
bay hiçkimse kapıyı açık bırak girsin kediler içeriye.
niye niye niye.
sorulara gerek var mı ki.
herşey apaçık ortada.
anlamlandırdı insan yıllarca.
inandı insan hep yalanlara.
ama yalan hep yalan.
değişen birşey yok ortada.
ve ben bay hiçkimse.
merhaba bayan hiçkimse.
anlam kat hadi hiçliğime.
başarabilirsen kocaman bir aferim sana tüm içtenliğimle...
ve ben hiçkimseyim tıpkı senin gibi. ve ben hiçkimseyim diğerleri gibi. ve bugün ben yine ben olamadım.
yine roller oynadım. yine başkaları olmaya çalıştım. bunlar yalaaan ve ben gerçeğim çünkü ben hiçkimseyim.
bay hiçkimse kapıyı açık bırak girsin kediler içeriye.
niye niye niye.
sorulara gerek var mı ki.
herşey apaçık ortada.
anlamlandırdı insan yıllarca.
inandı insan hep yalanlara.
ama yalan hep yalan.
değişen birşey yok ortada.
ve ben bay hiçkimse.
merhaba bayan hiçkimse.
anlam kat hadi hiçliğime.
başarabilirsen kocaman bir aferim sana tüm içtenliğimle...
2 Temmuz 2015 Perşembe
sıkıcı bir geceden geriye kalanlar
insanlar ya yarattıkları imajın kurbanı oluyor yada yaratamadıkları imajın
2 Mayıs 2015 Cumartesi
toplum denen çukur
bu çukurun içinde doğar her insan. bu çukur alabildiğine karanlıktır. ve karanlıktan başkasını bilmez insan. bazıları çukurun dibinde huzurlu ve güvende yaşamak ister bilinmeyenden korkarak, bazısı bu çukurdan çıkıp dünyayı kendini görmek ister. güneşi, ay'ı bulutları ve o çukurun ondan sakladığı her şeyi görmek ister.
27 Nisan 2015 Pazartesi
12 Nisan 2015 Pazar
beni ne mutlu eder?
galiba para deyip o sıradan insanlar kafilesine katılacağım. çürümüşüm. eskiden gülmek mi derdim acaba mutluluk bir gülümseme kadar uzakta mı derdim? artık pek az şey gülümsetiyor beni, pek az şey.
hissetmeden ölmek
çok öldüm ben.artık hissizleştim ölüme karşı. hiçbir şey hissetmeden ölüyorum. çektiğim acılar uyuşturdu beni. artık yüzümde bir gülümsemeyle ölüyorum.
nietzche'nin dediği gibi; insanın gülen tek hayvan oluşunun nedenini en iyi ben anladım sanırım. büyük işkenceyi en çok o çekiyor, o yüzden kahkahayı icat etmek zorunda kalmış.
nietzche'nin dediği gibi; insanın gülen tek hayvan oluşunun nedenini en iyi ben anladım sanırım. büyük işkenceyi en çok o çekiyor, o yüzden kahkahayı icat etmek zorunda kalmış.
10 Nisan 2015 Cuma
Güzel olan herşey
güzel olan her şey çirkindir. ben böyle diyorum ve böyle. aşk çirkindir.mutluluk çirkindir. sevişmek çirkindir. insanın dokunduğu her şey çirkindir ve en çirkini de insandır. çünkü çevredeki her şeyi çirkinleştiren odur.
güzel olan şey dokunulmamış hissedilmemiş olandır. bilinmeyendir güzel olan.
güzel olan şey dokunulmamış hissedilmemiş olandır. bilinmeyendir güzel olan.
mükemmele olan nefretim
mükemmelden nefret ediyorum. sanırım kıskançlığımdan. her şeye karşı kıskançtım hayatta aşık insanlara, zeki insanlara, sanatçılara, mutlu insanlara her şeye karşı. hayat boyu benden iyilerinin her zaman var olduğu gerçeğiyle yaşamam gerek.sanırım egoistim belki bu yüzden zordur bunları kabul etmem.
anlamsız her şey daha anlamlı
çünkü anlamlandırdığım şeyler sıradanlaşıyor. anlamsız şeyler benim için daha anlamlı çünkü içinde barındırdığı bi giz var ve bu o şeyi benim için daha anlamlı kılıyor. sözler ve kelimeler hisleri ve duyguları bir çarşaf gibi örtüyor, o yüzden düşünmüyorum, anlamlandırmıyorum veya kelimelere dökmüyorum bazı şeyleri sadece hissediyorum. böylesi daha iyi.
7 Nisan 2015 Salı
1 Nisan 2015 Çarşamba
Özgürlük
özgürlük hakkındaki tek düşüncem hiç kimsenin özgür olmadığıdır. özgürlük bile çok değişken ve net omayan bir kavram aslında, diğer hiç bir şeyin net olmadığı gibi. hiç kimse özgür değil, özgürlük kafada da bitmez, özgürlüğün başlangıcı veya bitişi yoktur, özgürlük tanrı gibidir.
Karanlığa Bakmak
ışıkları söndürmeyi seviyorum sessizliği seviyorum. yok olmaktan korkmuyorum ölmekten de.
tek problem zaman aslında. öyle değil mi?
insanlardan nefret ediyorum. çünkü insanları tanıyorum. tanımadığım insanları daha çok seviyorum
yakınlaşınca her şey çirkinleşiyor. alışmam lazım bunlara çünkü ben lanet toplumsal bir varlığım. varlığımı toplum içinde sürdürmek zorundayım öyle değil mi? tek başıma nereye kadar ilerleyebilirim. insanların yalnızlığa ihtiyacı var. herkesin yalnızlığa ihtiyacı var kendiyle baş başa kalmaya diğer insanlardan kopmaya kendini tanımaya ihtiyacı var.
tek problem zaman aslında. öyle değil mi?
DİĞER BEN
bahsetmek istediğim şeylerden biride diğer ben. yani pek çok ben var ama hangisi gerçek benim bilmiyorum. gözlemlerime göre her insanda olan bir şey bu kişilik karmaşası. tamamen içgüdüsel bir şey. yalnız olan benle toplum içinde ki ben ailemin içindeki ben her insana göre farklı bi moda girmem filan kendimi programlanmış hissediyorum ve bu bilinçli olarak yaptığım bir şey değil. işte bu bilinçli olmayan benin yaptıklarıdır. diğer bene ulaşamıyorum. çünkü diğer ben gerçek ben, sahte olan ben değil yaşadıklarımın tecrübelerimin oluşturduğu bene ulaşmak istiyorum nirvana dedikleri bu mudur acaba bu yüzden budistim şimdi aşağıdaki siyah resme bak ve neden buraya bir manzara resmi koymadığımı düşün
Düşünmüyorum
düşünmek insanı insan yapan şey değil midir? düşünmek mutsuzluktur. budist oldum bi aralar,
düşünmekten kurtulmak için ama düşünmeden yaşayamam. bloğun ismini düşünmüyorum yapmaya karar verdim. şöyle bir şey var ki düşünmek zorundayım düşünmek istediğim için düşünmüyorum, mecbur bırakıldığım için düşünüyorum.
üste koyduğum siyah resme bakın ( kendimi küçük prensin yazarı gibi hissettim bi an ) neyse bakın ve düşünmeyin. sıfır olun ve mutlu olun. ama sonunda gözlerinizi açmanız ve düşünceler dünyanıza geri dönmeniz gerekecek. acı gerçek bu, o yüzden düşünmeyin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



