kırmızı odanın pembe ruhlu insanlarının turuncu muhabbetlerini dinleyen mavi adam
beklemek ve tükenmek yaptığı buydu
yarı çıplak galaksiyi izlerdi
kar beyaz fahişeler sessizliği paylaşırdı o anlarda
küfür gibiydi sessizlik sustu ve dinledi
sustu daha iyi duyabilmek için
kendi sesi engel oluyordu sessizliğe
aktı beyaz kara düşlerine
gömüldü o lezzetli sessizliğine
10 Aralık 2016 Cumartesi
2 Aralık 2016 Cuma
kim
eski bir kasabanın eski insanları arasında parlak yeni fikirli çocuğun mavi gözlerinin gökyüzü mavisine karışışını izledim ve dönüşüm sandığımdanda vasattı
yaşlı insanların yaşadığı kedili bir ev düşünün kedinin mutluluk katsayısı o bunaklardan daha fazla çünkü o lanet kedi kendini evin sahibi gibi
hissediyor. ve benim evim böyle bir evdi tabi yaşlılar hariç. evimden bahsetmişken size saçma gelir ama evim bana bi hava alanının bekleme salonunu
anımsatıyor mobilya seçimim de biraz vasat sanırım.etrafımda atılması gereken demode ve antika o kadar çok eşya vardı ki. ama hiçbirini atmaya
kıyamıyordum. bütün o eski demode eşyalar beni mutlu eden küçük ayrıntılardı. evi bi kenara bırakırsak ispanyada bana yaramamıştı. bir kaç kuytu
köşesini gezmiştim ispanyanın. gülümseyen insanlarla tanıştım gerçekten gülümseyen içten gülümseyen
yaşamdan zevk alan varoluşlarıyla mutlu olan insanlar. varoluşumla mutlu olmak deyimi bana o kadar zıttı ki varlığım benim için kaosun şekillenmiş haliydi
ruh halimde huzurdan eser yoktu. vatikana gitmeye karar verdim.
yaşlı insanların yaşadığı kedili bir ev düşünün kedinin mutluluk katsayısı o bunaklardan daha fazla çünkü o lanet kedi kendini evin sahibi gibi
hissediyor. ve benim evim böyle bir evdi tabi yaşlılar hariç. evimden bahsetmişken size saçma gelir ama evim bana bi hava alanının bekleme salonunu
anımsatıyor mobilya seçimim de biraz vasat sanırım.etrafımda atılması gereken demode ve antika o kadar çok eşya vardı ki. ama hiçbirini atmaya
kıyamıyordum. bütün o eski demode eşyalar beni mutlu eden küçük ayrıntılardı. evi bi kenara bırakırsak ispanyada bana yaramamıştı. bir kaç kuytu
köşesini gezmiştim ispanyanın. gülümseyen insanlarla tanıştım gerçekten gülümseyen içten gülümseyen
yaşamdan zevk alan varoluşlarıyla mutlu olan insanlar. varoluşumla mutlu olmak deyimi bana o kadar zıttı ki varlığım benim için kaosun şekillenmiş haliydi
ruh halimde huzurdan eser yoktu. vatikana gitmeye karar verdim.
29 Kasım 2016 Salı
kuytu köşe
yalnızlığın anlam kazanışı
kaplanın pençe darbeleriyle kan kaybından ölen hintli
kafa ütüleyen muhabbetler
kokuşmuş konserve sardalya
akşam yemeğinde balina
mum ışığında seks
günlerin yıllara dönümü
vefat eden amcalar
üstü kapalı işler
şeker yiyen beyinler
hastalığın tedavisi
gün doğumunun mavisi
taze kokular
sarı papatyalar ve dağ havası
iskoç eteği
paslı bisiklet
turuncu insanlar
ve kuytu köşem
kaplanın pençe darbeleriyle kan kaybından ölen hintli
kafa ütüleyen muhabbetler
kokuşmuş konserve sardalya
akşam yemeğinde balina
mum ışığında seks
günlerin yıllara dönümü
vefat eden amcalar
üstü kapalı işler
şeker yiyen beyinler
hastalığın tedavisi
gün doğumunun mavisi
taze kokular
sarı papatyalar ve dağ havası
iskoç eteği
paslı bisiklet
turuncu insanlar
ve kuytu köşem
12 Ekim 2016 Çarşamba
başlangıç ve son
insanın başı döner gördükleri karşısında, en azından ben öyle hatırlıyorum.
o kadar çok şey vardır ki öğrenecek. karanlığın içinde geçen o kadar zamandan sonra
tüm renkler başını döndürür insanın. tüm o kokular, tüm o yoğunluk ve kaosun zerafeti.
insanın başını döndüren bir kaos.ve yine bir baş dönmesi eşlik eder insana karanlığa yolculuğunda bu sefer bir de mide bulantısı eşlik ediyordur ona gördükleri karşısında.
o kadar çok şey vardır ki öğrenecek. karanlığın içinde geçen o kadar zamandan sonra
tüm renkler başını döndürür insanın. tüm o kokular, tüm o yoğunluk ve kaosun zerafeti.
insanın başını döndüren bir kaos.ve yine bir baş dönmesi eşlik eder insana karanlığa yolculuğunda bu sefer bir de mide bulantısı eşlik ediyordur ona gördükleri karşısında.
3 Ekim 2016 Pazartesi
muhtaçlık
tepenin üstünde duran adamı düşünün
önündeki kalabalığın umutsuzluk ve çaresizlik içinde kıvranışını
esen rüzgarın ruhunu sarsışını
ve kalabalığa verdiği umudun yoğunluğunu
kendinden daha büyük bir şey haline gelişini
sorumluluklarının ağırlığı altında nasıl da dim dik durduğunu
hissedin
--
bir insanın sıcaklığını hissetmeyeli uzun zaman oldu.
önündeki kalabalığın umutsuzluk ve çaresizlik içinde kıvranışını
esen rüzgarın ruhunu sarsışını
ve kalabalığa verdiği umudun yoğunluğunu
kendinden daha büyük bir şey haline gelişini
sorumluluklarının ağırlığı altında nasıl da dim dik durduğunu
hissedin
--
bir insanın sıcaklığını hissetmeyeli uzun zaman oldu.
1 Ekim 2016 Cumartesi
algılayışlarım
kayboluşu çaresizliği içinde
vazgeçişlerim
kelimelerimin bulanıp çorbaya dönüşü
bir şiirin en vurucu cümlesi
kendi pardonlarına alışan bir sakarın sakinliği
kabullenişi ve varoluşu
alışmanın hafifliği
alışkanlıkların basit rahatlığı
ve çaresizlik
her yazmayışımda taşlaşıyorum. alışılmışın dışına çıkmak zor geliyor çünkü alışılmış kelimesi bile insanın kulağına güzel geliyor. ben kimim ki
insanların o rahat algılayışlarına karışıp dünyalarını tepetaklak ediyim?. düşüncelerimin baş kaldırışlarını umursamaz haldeyim. ama bunların hepsi eski şeyler, yazacak yeni şeyim yok.
kendimi dalıp giderken buluyorum karmaşıklığın ortasına. topladığım her şey bir anda dökülüyor. bende kaldırmıyorum bırakıp gidiyorum. bitmeyen bulmacalar dizisi gibi hayatım, her gün deniyorum.beni ayakta tutanda bu.
vazgeçişlerim
kelimelerimin bulanıp çorbaya dönüşü
bir şiirin en vurucu cümlesi
kendi pardonlarına alışan bir sakarın sakinliği
kabullenişi ve varoluşu
alışmanın hafifliği
alışkanlıkların basit rahatlığı
ve çaresizlik
her yazmayışımda taşlaşıyorum. alışılmışın dışına çıkmak zor geliyor çünkü alışılmış kelimesi bile insanın kulağına güzel geliyor. ben kimim ki
insanların o rahat algılayışlarına karışıp dünyalarını tepetaklak ediyim?. düşüncelerimin baş kaldırışlarını umursamaz haldeyim. ama bunların hepsi eski şeyler, yazacak yeni şeyim yok.
kendimi dalıp giderken buluyorum karmaşıklığın ortasına. topladığım her şey bir anda dökülüyor. bende kaldırmıyorum bırakıp gidiyorum. bitmeyen bulmacalar dizisi gibi hayatım, her gün deniyorum.beni ayakta tutanda bu.
26 Eylül 2016 Pazartesi
referans
merakımdı ayakta tutan tüm çöplüğümü
çöktüm
gerçeklerin değişkenliği beni hala şaşırtmaya devam ediyor
çöktüm
gerçeklerin değişkenliği beni hala şaşırtmaya devam ediyor
23 Ağustos 2016 Salı
ne yaparsın hayat böyle işte
kendi çöplüğümü istiyorum
kendi kırıntılarımı dökebilmek için
mavi kürenin turuncu insanlarından biriyim sadece
ve gerçekliğim organlarımın fonksiyonlarına bağlı
açıklanamaz düşüncelerin beynimde kayboluşu
kağıdım yok
karışım
karanlık gecede
gökyüzünün mavisi olmak istedim
bir grup gürültünün anlamlaşmaya başlaması gibi
gökyüzünün mavisi olmak istedim
bir grup gürültünün anlamlaşmaya başlaması gibi
7 Ağustos 2016 Pazar
27 Temmuz 2016 Çarşamba
biliyorsunuz
he! ha! ho!
bildiğiniz şeyleri sayıklamaya geldim orospu çocukları!
kalıcı değil ki yazım
şu internet denen bok
ve bloggerin sikik serverlerinde ki 0lar ve 1ler
diyojen gibi taş bi sütünu içime almalıydım
bazıları taş gibi seviyor işte
bildiğiniz şeyleri sayıklamaya geldim orospu çocukları!
kalıcı değil ki yazım
şu internet denen bok
ve bloggerin sikik serverlerinde ki 0lar ve 1ler
diyojen gibi taş bi sütünu içime almalıydım
bazıları taş gibi seviyor işte
16 Temmuz 2016 Cumartesi
martılar
gün doğuyor binlerce şey oldu bugün ama bir iki martının sesi bana hepsini unutturdu
dünya hala aynı dünya martılar hala aynı martılar
inanç
insanların kafalarda türetilen karakterler ve hislerden var olduğuna inanıyorum
yeni doğan ve büyüyen bir insanın karakteri geçmişte çizilen resimlerden şarkılardan karakterlerden
romanlardan meydana gelir. bir insanı başka insanlar inşa eder.
yeni doğan ve büyüyen bir insanın karakteri geçmişte çizilen resimlerden şarkılardan karakterlerden
romanlardan meydana gelir. bir insanı başka insanlar inşa eder.
13 Temmuz 2016 Çarşamba
mektup
generalken attırdığım bombalar
penceremi titreten şok dalgası
şokla taşınan insan çığlıkları
masamdaki tüylü kalem yere düşer
ben kaldırırdım
üniformam kan içinde
mariayı özledim
penceremi titreten şok dalgası
şokla taşınan insan çığlıkları
masamdaki tüylü kalem yere düşer
ben kaldırırdım
üniformam kan içinde
mariayı özledim
8 Temmuz 2016 Cuma
6 Temmuz 2016 Çarşamba
dolu
çinli bir herif vardı
çizimlerine bakmak beni rahatlatırdı
büyük, soğuk binalar çizerdi. eski binalar.
insanlar çizerdi, eski binalar kadar büyük ve soğuk
kaybettim
çizimlerine bakmak beni rahatlatırdı
büyük, soğuk binalar çizerdi. eski binalar.
insanlar çizerdi, eski binalar kadar büyük ve soğuk
kaybettim
herkes
herkes öldürüyordu onu
tanıştığı her insan
çizgilerinde yağmur vardı
yaşadığı yerdendi galiba
büyük ve derin bir ruhu vardı
alkışlar eşlik ediyordu
boş sokaklara
tanıştığı her insan
çizgilerinde yağmur vardı
yaşadığı yerdendi galiba
büyük ve derin bir ruhu vardı
alkışlar eşlik ediyordu
boş sokaklara
29 Haziran 2016 Çarşamba
roman
ne olduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. tek hatırladığım patlamanın sesi ve etrafa doğru yayılan ısının kalp ritmimi değiştirişi. patlamalar felaket gibiydi.gökyüzünü bir daha görebilecek miyim diye düşündüm. ne kadar saçma sapan şeyler düşünmüşüm ama ben böyleyim işte. rahatlamaya ihtiyacım vardı. bir ay geçene dek hastaneden çıkamadım, gözlerim artık görmüyordu ve bir bacağımı kaybetmiştim. dünya eskisi gibi değildi ama bu benim için dünyanın sonu değildi. pozitif bir insan olma saçmalıklarına girmeyeceğim her şeye mizahi yaklaşımlar gerçekleştiren bir insan olarak kendimle dalga geçtim.sonuçlar her gece sinir krizleri ve gözyaşlarıydı.bu süreç beni olgunlaştırdı sonuçta ölmüştüm daha olgun olamazdım.
mide bulantım
sadece baka kaldım
boşluğun yoğunluğu karşısında
salaklaştım
beynim ben miyim
algılayışlarımla övünürdüm
birleştiremedim parçaları
çöpe attım dünyayı
ve karmaşanın ortasında
midem bulanırken
turunculaştım
şimdi de kızarıyorum
boşluğun yoğunluğu karşısında
salaklaştım
beynim ben miyim
algılayışlarımla övünürdüm
birleştiremedim parçaları
çöpe attım dünyayı
ve karmaşanın ortasında
midem bulanırken
turunculaştım
şimdi de kızarıyorum
26 Haziran 2016 Pazar
bilmiyorsun
intihar edeceğim öleceğim diyorsun,
ama ben her an ölüyorum
gözlerimi açtığım an ölüyorum
gözlerimi kapadığım an ölüyorum
her nefesimle ölüyorum
ağırlaşıyor,
soğuyor bedenim
ölüyorum
bilmiyorsun
10 Haziran 2016 Cuma
hel
uzaktan hissettim cehennemin sıcaklığını
rüzgar yüzümü yalarken
ve kafamdaki düşünceler kadar bulanıktı dünya
estim rüzgarımla
kasırgası oldum dünyamın
bırakamadığım tutkularımın kurbanıyım
rüzgar yüzümü yalarken
ve kafamdaki düşünceler kadar bulanıktı dünya
estim rüzgarımla
kasırgası oldum dünyamın
bırakamadığım tutkularımın kurbanıyım
21 Mayıs 2016 Cumartesi
balesta
Karanlığın içinde sadece sesler vardır
ışığın yokluğu sesin yoğunluğunu ortaya çıkarır
ve sesler de yok olursa o zaman tamamen karanlık çöker
işte bu Algon'un yaşadığı yerdi ne görselleri nede
işitselleri vardı
tek yaptığı hiçbirşeydi
ve bir gün Algon parçalanırcasına kıvranmaya başladı
karanlığın içinde
işte kainatta ki ilk sesler o zaman duyuldu algonun
çığlıklarıydı bunlar
bu çığlıklar o kadar uzağa gitti ki sonunda mesise çarptı ve
mesis bir anda o kadar parladıkı
algonun gözleri çıktı ve çıkar çıkmaz alev aldı
algon ve mesis böylece birbirlerini yaratmış oldular
ses sayesinde cisimler yaratıp ışık sayesinde de onları
gördüler
aşkta böyle işte
aşkta böyle işte
15 Mayıs 2016 Pazar
bak bi
dünya üzerinde kandırabileceğim sayılı insan var hatta belki hiç yok ama biri var ki her dediğime inanır her dediğime kanar dünyanın kandırması en kolay insanıdır o benim için, o insan;benim.
kendimi kandırma sanatı üzerine uzmanlaştım. kendime her türlü düşünceyi kabul ettirebilirdim ta ki şimdiye kadar ARTIK objektifim; yada yine kendimi objektif olduğum konusunda kandırıyorum. objektif miyim yoksa objektif olduğumu mu sanıyorum.
kendimi kandırma sanatı üzerine uzmanlaştım. kendime her türlü düşünceyi kabul ettirebilirdim ta ki şimdiye kadar ARTIK objektifim; yada yine kendimi objektif olduğum konusunda kandırıyorum. objektif miyim yoksa objektif olduğumu mu sanıyorum.
hou iyi geceler aşkım
bu sadece beyaz bir yalan, tıpkı üzerime giydiğim t-shirt gibi.
-
insanların psikolojisini kullanan insanları sevmiyorum
aslında bende insanların psikolojilerini kullanıyorum
daha öncede dediğim gibi;
bana benzeyen insanları sevmiyorum.
-
insanların psikolojisini kullanan insanları sevmiyorum
aslında bende insanların psikolojilerini kullanıyorum
daha öncede dediğim gibi;
bana benzeyen insanları sevmiyorum.
11 Mayıs 2016 Çarşamba
ilham
bugün özel değildi belki yarınlarım kadar
hatırlamak istemediklerim hatırlamaya değerdi
yaşlı kadının yüzünün kıvrımları gibi
dolu bir ruh
boş bir insan
sigarasını içmeden önce koklayan
başkalarının bakışlarından rahatsızlanan
mutluluğu küçük şeylerde arayan
minik şeylerin peşinden giden
inanan
isteyen
vazgeçmekten çok bıkan
gülümsemeyi dini olarak benimseyen
benimsemeye inanan
hislerin nehrinde yüzen
ve
aşık
hatırlamak istemediklerim hatırlamaya değerdi
yaşlı kadının yüzünün kıvrımları gibi
dolu bir ruh
boş bir insan
sigarasını içmeden önce koklayan
başkalarının bakışlarından rahatsızlanan
mutluluğu küçük şeylerde arayan
minik şeylerin peşinden giden
inanan
isteyen
vazgeçmekten çok bıkan
gülümsemeyi dini olarak benimseyen
benimsemeye inanan
hislerin nehrinde yüzen
ve
aşık
16 Nisan 2016 Cumartesi
piç fantastik
evet böyle bir hayattı bu
merdivenlerden ters inenlerin dünyası
boş zamanlarını uyuyarak geçiren
çaya bisküvi banan
ve boşluğu dolduramayan insanların hayatı
gülümserken bile gülümsemeyen
bulutların gözlerindeki yansıması gibi
acı dolu bir çığlığın sessizlikle buluştuğu an gibi
o kalpteki minik titreyiş gibi
hem sıcak hem soğuktu yaşadığımız hayatlar
biz çaylarımızı içerdik
dünya dönerdi
biz bakardık
merdivenlerden ters inenlerin dünyası
boş zamanlarını uyuyarak geçiren
çaya bisküvi banan
ve boşluğu dolduramayan insanların hayatı
gülümserken bile gülümsemeyen
bulutların gözlerindeki yansıması gibi
acı dolu bir çığlığın sessizlikle buluştuğu an gibi
o kalpteki minik titreyiş gibi
hem sıcak hem soğuktu yaşadığımız hayatlar
biz çaylarımızı içerdik
dünya dönerdi
biz bakardık
4 Nisan 2016 Pazartesi
farklı çalışış
deniyoruz ve değişiyoruz
tek yaptığımız bu
boğulup
öksürerek uyanıyoruz
kalp ritimlerimizle sarsılıyoruz
kendi depremlerimizi tetikliyoruz
ötesine geçebilmek için daha çok boğuluyoruz
tek yaptığımız tükenmek
o gün ki balıkçının yaptığı gibi
jam
açık okyanuslarda ki akıntılara kapılan balinalar
bir okul otobüsü gibiydi aşkım
kaza yaptı
bazı şeylerin
farklı söylenişini seviyorum
çağrışımları seviyorum
rahatlayıp arkana yaslanmak bu kadar zor olmamalı
ama zordu
basit ve kesinlik belirtmeyi seviyorum
çünkü bu belirsizliğe bir kesinlik lazım
ve bunu çiziyorum
yazıyorum
yaşıyorum
küçük satırlarımda
minik karalamalarımda
anlama şeklim bu
algılıyorum
bir okul otobüsü gibiydi aşkım
kaza yaptı
bazı şeylerin
farklı söylenişini seviyorum
çağrışımları seviyorum
rahatlayıp arkana yaslanmak bu kadar zor olmamalı
ama zordu
basit ve kesinlik belirtmeyi seviyorum
çünkü bu belirsizliğe bir kesinlik lazım
ve bunu çiziyorum
yazıyorum
yaşıyorum
küçük satırlarımda
minik karalamalarımda
anlama şeklim bu
algılıyorum
10 Mart 2016 Perşembe
blue
hiçkimseye yazılmış mektuplar
kalbimin bir köşesine postaladım
gülümsedim bol bol
gerildim gerginliğimde
sellerin oluşturduğu şelaleler gibiydi hislerim
şiddetli geldi ve çabuk bitti
ve masumiyetimi kaybettim gün doğarken
günahkarların günahsız oluşu gibi
kaderin çizgisi yok kaderin ağları var dediler
inanmadım çarpı çizdim
onaylamadım dünyayı
dönüşü hoşuma gitmedi
bakışlarımla huzursuz ettim alaya alanları
dünya yinede döndü
ben yine güldüm
kalbimin bir köşesine postaladım
gülümsedim bol bol
gerildim gerginliğimde
sellerin oluşturduğu şelaleler gibiydi hislerim
şiddetli geldi ve çabuk bitti
ve masumiyetimi kaybettim gün doğarken
günahkarların günahsız oluşu gibi
kaderin çizgisi yok kaderin ağları var dediler
inanmadım çarpı çizdim
onaylamadım dünyayı
dönüşü hoşuma gitmedi
bakışlarımla huzursuz ettim alaya alanları
dünya yinede döndü
ben yine güldüm
17 Şubat 2016 Çarşamba
1 Şubat 2016 Pazartesi
bilerek
bilerek yürüdüm ateşe
baktığım ve gördüğüm ilk andan beri biliyordum beni yakacağını
gözlerinin içinde görmüştüm bunu
bilerek baktım içlerine
bilerek yandım ateşinde
pişman değilim.
baktığım ve gördüğüm ilk andan beri biliyordum beni yakacağını
gözlerinin içinde görmüştüm bunu
bilerek baktım içlerine
bilerek yandım ateşinde
pişman değilim.
16 Ocak 2016 Cumartesi
bilemiyorum
anlamak istedim
anlamak zor
anlamak acı
anlamanın verdiği yük ağır
anladım
anladım ve çöküyorum
anladım ve kanıyorum
bilemiyorum
bir göz yaşının yükü gibi
damlarken ezilir dünya altında
derinliklerinde kayboldum
tek bir damlanın
okyanusları düşünmekten korkar oldum
yarım bıraktım
çizgiler
gerçekten tepki veriyorum
farkında olmasam da
titriyorum gecelerin sıcaklığında
hiç bir soğuk gece geçmedi ki
kendimi bırakayım esintilerin de
ve gömülmüşüm mezar olmayan bir çukura
kimse toprak atmamış üzerime
boğulmuşum
bilemiyorum
bilmiyorum
anlamak zor
anlamak acı
anlamanın verdiği yük ağır
anladım
anladım ve çöküyorum
anladım ve kanıyorum
bilemiyorum
bir göz yaşının yükü gibi
damlarken ezilir dünya altında
derinliklerinde kayboldum
tek bir damlanın
okyanusları düşünmekten korkar oldum
yarım bıraktım
çizgiler
gerçekten tepki veriyorum
farkında olmasam da
titriyorum gecelerin sıcaklığında
hiç bir soğuk gece geçmedi ki
kendimi bırakayım esintilerin de
ve gömülmüşüm mezar olmayan bir çukura
kimse toprak atmamış üzerime
boğulmuşum
bilemiyorum
bilmiyorum
13 Ocak 2016 Çarşamba
kitaplaştırdım
kendim olmalıyım tamamen
yoksa sürünürüm diğer insanların dünyalarında
kendi dünyamı yaratmalıyım
başka türlü kaçışım yok
yarattığım zamanda bırakmamalıyım
zincirlemeliyim toprağa kanımı
tehlikeli olabilir doğrusu, ya sıkışıp kalırsam
ya diğer dünyaları göremeyecek kadar körelirse gözlerim
ya kendimden başkasını tanımaz olursam
kötü bir şey mi ki bu?
başka perspektiflere başka dünyalara açık olmalıyım
kötü bir fikir zincirlemek
ara ara uçup kaçmalıyım başka dünyalara
ama elimde bir iple bağlı kalmalıyım kendi dünyama
ne kadar uzaklaşsam da istediğim zaman dönebilmeliyim
sorun şu ki o ipi nereden bulacağım
ve o ip yerine hayatımda ney işlev görecek
bana kendimi hatırlatan bir dövme aksesuar vb.
kendimi ve kim olduğumu biliyorum
ama bunu sık sık unutuyorum
bunu unutmamam lazım
yoksa çölleşir dünyam
yoksa sürünürüm diğer insanların dünyalarında
kendi dünyamı yaratmalıyım
başka türlü kaçışım yok
yarattığım zamanda bırakmamalıyım
zincirlemeliyim toprağa kanımı
tehlikeli olabilir doğrusu, ya sıkışıp kalırsam
ya diğer dünyaları göremeyecek kadar körelirse gözlerim
ya kendimden başkasını tanımaz olursam
kötü bir şey mi ki bu?
başka perspektiflere başka dünyalara açık olmalıyım
kötü bir fikir zincirlemek
ara ara uçup kaçmalıyım başka dünyalara
ama elimde bir iple bağlı kalmalıyım kendi dünyama
ne kadar uzaklaşsam da istediğim zaman dönebilmeliyim
sorun şu ki o ipi nereden bulacağım
ve o ip yerine hayatımda ney işlev görecek
bana kendimi hatırlatan bir dövme aksesuar vb.
kendimi ve kim olduğumu biliyorum
ama bunu sık sık unutuyorum
bunu unutmamam lazım
yoksa çölleşir dünyam
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)